İran’da yükselen barışçıl halk hareketi İslam rejiminin sert müdahalesi ve internet kesintisi gibi baskı mekanizmalarının devreye sokulmasıyla birlikte derinleşiyor. İran Bağımsız Sinemacılar Birliği (IIFMA), rejim baskısının çok sayıda sinemacı ve sanatçıyı doğrudan etkilediğine dikkat çekerek oyuncu Ahmad Abbasi ve yönetmen Javad Ganji’nin de aralarında bulduğunu binlerce kişinin hayatını kaybettiği İran için acil eylem çağrısı yaptı. İranlı sinemacılar Jafar Panahi ve Mohammad Rasoulof da yayımladıkları ortak açıklamada ülkede 8 Ocak’tan beri uygulanan internet sansürünün protestolara yönelik şiddeti gizlemek için uygulandığının altını çizerek uluslararası topluma seslendi: “İletişim platformları devreye sokulmalı ve sahadaki gelişmeler izlenmeli.”
İran’da ekonomik krizin tetiklemesiyle 28 Aralık 2025’te başlayan ve haftalardır devam eden protestolar rejim karşıtı bir halk hareketine dönüşmüş durumda. Eylemler ülke genelinde devam ederken, dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in iktidarı altındaki rejim tepkisini hem sokaklarda hem dijital alanda sertleştiriyor. Ülke genelinde 8 Ocak’tan bu yana uygulanan internet sansürü bilgi akışını neredeyse imkânsız hale getiriyor. İnternet izleme grubu NetBlocks, 20 Ocak tarihli raporunda 90 milyondan fazla kişiyi etkileyen internet kesintisinin 280 saati aştığını kaydetti. NetBlocks, dün itibariyle ülkede aralıklı olarak sınırlı mesajlaşmaya izin veren, yoğun filtrelenmiş bir iç ağ denemesi yapıldığını öngörüyor.
ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle birlikte protestolarda 3 bin 919 kişinin öldüğünü, 24 bin 669 kişinin de gözaltına alındığını açıkladı. bianet’in aktardığına göre adının açıklanmaması koşuluyla konuşan bir İranlı bir yetkili, ülke genelindeki protestolarda yaklaşık 500’ü güvenlik gücü mensubu olmak üzere en az 5 bin kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Ancak tablo çok daha vahim. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard’a göre “İran yetkililerinin protesto dalgaları sırasında ağır insan hakları ihlalleri ve uluslararası hukuk suçları işlemek konusundaki kendi karanlık siciliyle kıyaslandığında bile, 8 Ocak’tan beri öldürmelerin ve baskıların şiddeti ve boyutları emsalsiz.”
Uluslararası Af Örgütü, 15 Ocak tarihli açıklamasında “doğrulanmış videoların ve İran’daki görgü tanıklarının verdiği güvenilir bilgilerin, hukuk dışı kitlesel öldürmelerin daha önce benzeri görülmemiş boyutlarda bir katliamı ortaya koyduğunu” belirtti. Açıklamasında Birleşmiş Milletler (BM) üye devletlerine “mevcut ve geçmişteki protestolar sırasında güvenlik güçleri tarafından işlenen suçlara ilişkin sistematik ve süregelen cezasızlığın, İran yetkililerini suç teşkil eden eylemlerinde ısrar etme konusunda cesaretlendirdiğini kabul etme” çağrısı yapan Af Örgütü, acil ve koordineli adımlar atılmasını talep ediyor.

18 Ocak Pazar gecesi ise İran devlet televizyonu Islamic Republic of Iran Broadcasting hacklendi ve İran’ın son Şahı, devrik Muhammed Rıza Pehlevi’nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi’nin konuşmalarının yer aldığı görüntüler yayına verildi. Yayında, İran güvenlik güçlerine hitaben “Silahlarınızı halka doğrultmayın, İran’ın özgürlüğü için ulusa katılın” çağrısı yapıldı. Devlet televizyonu sinyalin bazı bölgelerde kısa süreliğine “bilinmeyen bir kaynak” tarafından kesildiğini doğruladı ancak içerikten bahsetmedi. Pehlevi’nin ofisi de yayını kabul etti.
Protestoların yayılmasıyla Şah’ın geri dönmesini savunan kesimler de ortaya çıktı. Göçmen Dayanışma Ağı’ndan Yıldız Önen, 1979’da Şah’ı devirmek için milyonlarca İranlının sokağa çıktığını hatırlatarak süreci değerlendirdi: “Şah’tan kurtulmak için bu kadar mücadele etmiş olan bir halkın yeniden Şah altında yaşama ihtimali bence yok. Böyle bir figüre gerek yok. İran kendi içerisinde yeni liderleri çıkarabilecek bir yapıya sahip. Bugüne kadar defalarca sokağa çıkarak da bunu kanıtladı zaten. Şah rejimini deviren büyük mücadeleleri, büyük gösterileri, komünist partileri, kadın örgütlerini unutmamak gerekiyor. Hâlâ da varlar.”
İran Bağımsız Sinemacılar Birliği (Iranian Independent Filmmakers Association – IIFMA), protestolara yönelik sert müdahalelerin ardından uluslararası topluma “acil eylem” çağrısında bulundu. Çok sayıda sinemacı ve sanatçının bu süreçten doğrudan etkilendiğine dikkat çeken IIFMA, açıklamasında oyuncu Ahmad Abbasi ve yönetmen Javad Ganji’nin protestolar sırasında öldürüldüğünü aktardı. İslam rejiminin uyguladığı sert ve orantısız müdahalelerin endişe verici boyutlara ulaştığını değerlendiren IIFMA harekete geçme çağrısı yineledi: “Gözlerimizin önünde, Tiananmen’i andıran, ancak on kat daha büyük bir trajedi şekilleniyor. İran halkının yardım çağrısına yanıt verilmesi ve daha fazla kan dökülmesinin önlenmesi hayati önem taşıyor.”
Risk Altındaki Sanatçılar Ağı (The Artists at Risk Connection – ARC) da heykeltıraş Mehdi Salahshour, moda tasarımı öğrencisi Rubina Aminian ve hip hop sanatçısı Soroush Soleimani’nin öldürüldüğünü doğruladı. ARC’nin yönetici direktörü Julie Trébault, İran rejiminin protestoları bastırmak için yargısız infazlara başvurduğunu belirterek bilgi akışının kısıtlandığı bir ortamda “herkesin polis ve milislerin hedefi haline gelebileceği” uyarısında bulundu. Öldürmeye varan şiddet eylemlerini kınayan açıklamasında ARC, yetkililere protestoculara yönelik saldırı ve gözaltıları durdurmaları, uluslararası topluma ise insan hakları ve insani normların ihlallerinin tırmanmasını durdurmak için acil önlemler almaları için çağrı yaptı.

İranlı sinemacılar Jafar Panahi ve Mohammad Rasoulof, protestoların ivme kazandığı bir dönemde uygulanan internet sansürüne sert tepki gösterdi. Sosyal medya üzerinden yayımladıkları ortak açıklamada iletişim kanallarının kapatılmasının protestoculara yönelik şiddeti gizlemeyi amaçladığını belirten yönetmenler, İran halkının savunmasız bırakıldığını belirterek uluslararası topluma, insan hakları kuruluşlarına ve bağımsız medyaya acil eylem çağrısında bulundu: “İletişim platformları devreye sokulmalı ve sahadaki gelişmeler izlenmeli.”
Panahi, The Wrap’e verdiği demeçte ise rejiminin meşruiyetini tamamen kaybettiğini ve varlığını sürdürebilmek için her türlü yönteme başvuracağını belirtti: “İnterneti tamamen kestiklerinde ne olacağını biliyorduk çünkü bu, bir katliamın yaklaştığı anlamına gelir. Yardım çabalarındaki her dakikalık gecikme, daha fazla masum insanın ölmesi demek.” Protestoların önceki yıllardan farklı olduğunu, toplumun tüm kesimlerinin sokağa çıktığını değerlendiren Pahani, “Eğer insanlar şimdi umutlarını kaybederse, bu hükümete gelecekte karşı durmak çok daha zor olacak” ifadelerini kullandı.

İran doğumlu multidisipliner sanatçı Soheila Sokhanvari da sosyal medya paylaşımında “Silahsız ve masum insanlar İran’da cezasız bir şekilde şiddete ve gerçek mermilere maruz kalıyor. Bu bir protesto değil, bir devrim. Lütfen onların sesi olun” ifadelerini kullandı. Sokhanvari, dijital blokaja rağmen ülkede yaşananların uluslararası medyada haberleştirilmesinin önemli olduğunu ve İran halkına yalnız olmadıkları mesajını vereceğini ifade etti.
İran diasporasından çok sayıda sinemacı, sanatçı ve aktivist #IranianRevolution, #IranianRevolution2026, #FreeIranian ve #WomanLifeFreedom sloganlarıyla İran halkıyla dayanışma çağrılarını sürdürüyor.