Şu An Okunan
‘Ani Ölüm Riski’ Olan Ayşe Barım’a Tahliye Yok

‘Ani Ölüm Riski’ Olan Ayşe Barım’a Tahliye Yok

Gezi Parkı eylemlerini yönlendirdiği iddiasıyla tutuklanan menajer Ayşe Barım’ın 7 Temmuz’da görülen ilk duruşmasında mahkeme tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 1 Ekim’e erteledi. Ayrıca Barım’ın sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde kalıp kalamayacağına yönelik rapor alınması için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması için sevkine karar verildi. 

ID Danışmanlık Limited Şirketi’nin kurucusu ve ortağı menajer Ayşe Barım, “Gezi Parkı olaylarına iştirak ettiğine” dair yazılı ve görsel basında yer alan iddialar sebebiyle açılan soruşturma kapsamında 24 Ocak’ta evinden gözaltına alındı. Türkiye sinema sektöründe etkin bir figür olarak öne çıkan; sosyal medya yönetimi, dizi ve film projeleri için basın danışmanlığı alanlarında da faaliyet gösteren Barım, sosyal medyada “dizi sektöründe tekelleşme” suçlamalarıyla gündeme gelmişti. ID İletişim’in sektörde tekelleşmeye neden olduğu iddiaları uzun süre gündemde kalmış, hattâ bu nedenle Serenay Sarıkaya ve bazı oyuncular ifade vermişti. Rekabet Kurulu, 8 Ocak 2025’te cast ajansı ve menajerlik alanlarında faaliyet gösteren 21 ayrı şirket ve kişi hakkında soruşturma açılmasını kararlaştırmıştı. Bu gündem devam ederken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı haberlerdeki iddialardan yola çıkarak re’sen soruşturma başlatmıştı. 

Ergenç ve Rıza Kocaoğlu hakkında da Barım’a yönelik soruşturma sürecine verdikleri ifade nedeniyle “yalan tanıklık” suçlamasıyla 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle kamu davası açıldı. İddianamede Ergenç ve Kocaoğlu “şüpheli” olarak yer aldı. İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasında Ergenç 1 yıl 10 ay, Kocaoğlu ise 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Mahkeme, iki sanığın da sabıkası bulunmadığını bildirerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Barım hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 171 sayfalık iddianame, 5 Mayıs’ta İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Savcılık, Barım’ın şirketine bağlı oyuncuları Gezi Direnişi protestolarına katılmaya teşvik ettiğini ve davada ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen Osman Kavala’yla yaptığı telefon görüşmelerini delil olarak gösteriyor. Hakkındaki suçlamaları reddeden Barım, savcılık sorgusunda, Kavala’yla irtibatının Fatih Akın’ın Türkiye’de 2014’te vizyona giren Kesik filmiyle ilgili olduğunu belirterek, “(Filmin) galasını Nişantaşı Citys’te, after party’sini ise Osman Kavala’ya ait Cezayir isimli iş merkezinde yapma kararı aldık. Osman Kavala ile irtibatım bundan ibarettir. Binanın kullanımıyla ilgili görüşmeler… O tarihten önce ve sonra Osman Kavala ile irtibatım yoktur. Bahse konu görüşmeler Gezi’den bir yıl sonra, film üzerine olmuştur” dedi. Konuya ilişkin medyada açıklamalarda bulunan Akın, Barım’ın Kavala’yla yaptığı konuşmalar için “O 39 telefon görüşmesi benim 2013 yapımı filmim Kesik yüzündendi. Kavala filmi kısmen finanse etti, Barım da menajerim. O temaslar bana hizmet etmek içindi. Şimdi ikisi de hapiste ve ortak payda benim” ifadelerini kullandı. Kavala ise suçlamalara ilişkin cezaevinden yaptığı yazılı açıklamada, “Konuşmalarımızın Gezi protestoları bittikten sonraki tarihte başladığının anlaşılmaması mümkün değil” dedi ve ekledi: “Barım’ın, belediye başkanlarının, siyasetçilerin ve gazetecilerin tutuklanmalarında görülen ortak özellik, artık suçlamalar ile suçlananların eylemleri arasında hukuki ilişki kurma ve inandırıcı delil ortaya koyma gereği duyulmamasıdır. Bu uygulama Gezi davasında yetkin hale getirildi, Gezi davası kamuoyunu bu uygulamaya alıştırmak için kullanıldı. Son günlerde ortaya çıkan Gezi protestolarını kriminalize etme gayretinin de bu amaca hizmet ettiğine inanıyorum.”

Avukatları ise 56 yaşındaki Barım’ın ciddi sağlık sorunlarını gerekçe göstererek tahliyesini talep ediyor. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçede 5 Haziran’da koğuşunda baygın halde bulunduğu aktarılan Barım’ın “kalp ve beyindeki rahatsızlıkları nedeniyle ani ölüm riski taşıdığı” ifade edildi. Daha önce de cezaevinde defalarca kez rahatsızlanan Barım’ın birçok defa cezaevi revirine ve hastaneye sevk edildiğine dikkat çekilen dilekçede “Müvekkilimizin ağır hastalıkları nedeniyle cezaevi koşullarında giderek kötüleşen sağlık durumu, hayati riskinin olduğu gözetilerek yaşam hakkının korunması adına, sağlık kurul raporu beklenmeksizin tahliyesine karar verilmesi talep olunur,” denildi. Bunun üzerine İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Barım’ı sağlık durumuna ilişkin gerekli tetkiklerin yapılması için T.C. Sağlık Bakanlığı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk etti. Barım’ın tetkikleri ve incelenmesi 9 kişilik uzman hekim kurulu tarafından yapılarak 2 Temmuz tarihli sağlık raporu hazırlandı. Avukatları, “Alanında uzman 9 farklı hekimin oybirliği ile mutabık kalarak düzenlediği sağlık raporu müvekkilimizin ölüm riskini açıkça göstermektedir” ifadeleri yer alan raporu dayanak göstererek mahkemeden tahliye talebinde bulundular.

Dava ertelendi

Hakkında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezası istenen Barım’ın ilk duruşması 7 Temmuz’da İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmada savunma yapan Barım, Gezi Parkı protestolarının organizatörleri arasında olduğu iddialarının asılsız olduğunu belirterek hakkındaki suçlamaları reddetti: “Benimle ilgili bütün iddialar asılsızdır. Bu iddialar, sosyal medya mecrasında kimliği belirsiz kişiler tarafından yayılmış asılsız iddialardır. 23 yıldır menajerlik yapıyorum. 23 yıldır ekibimle birlikte çok büyük başarılara imza attık ama bir anda sosyal medyada hakkımda iftira kampanyasıyla, büyük bir karalama kampanyası başlatıldı. Avukatım aracılığıyla itiraz etmek istedim fakat kimlikleri bulunamadı. İlk kampanya, benim birlikte çalışmaktan gurur duyduğum bir kadın oyuncu üzerinden gayriahlaki para kazandığım iddiasıydı. Avukatlarım bunları yayanların kimliğini tespit edemiyordu. Benim için sektörde tekelci, olumsuzlukların sebebi gibi gözüktüğüm yeni bir kimlik yaratıldı.”

Barım, Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Çiğdem Mater ile o dönemki telefon görüşmelerinin içeriğini açıklayarak olaylarla alakası olmadığını söyledi: “Osman Kavala ile irtibatım 2014’te başladı. Ben 2013’te Osman Kavala’yı hiç tanımıyordum. Hiç irtibatım yoktu çünkü sonradan tanıştım. Ama iddianamede Osman Kavala’yla görüştüğüm yazılmış. Osman Kavala’yla daha sonra görüşmemin nedeni de Fatih Akın’ın çektiği bir film üzerine iş gereği görüştüm. Beni Osman Kavala’yla Fatih Akın tanıştırıyor. Zaten bunu da ben tutuklandıktan sonra kendisi, bizi tanıştırdığını sosyal medya üzerinden açıklamış. Çiğdem Mater ile Boğaziçi’li olduğumuz için tanışıyoruz. Oyuncular da Boğaziçi’ne gidip oyuncularla sohbet etmeyi sevdiği ve söyleşi yaptığı için, vaktim oldukça ben de giderken onlara eşlik ediyordum. En son 2019’da görüşmüşüm kendisiyle. Memet Ali Alabora bir tweet atmıştı ve birçok insan tarafından eleştirilmişti. Sinemacı arkadaşlar ise Memet Ali Alabora’ya destek olmak için bir bildiri yazmışlardı. Bildiri bana da geldi. Ben de bildiriyi görünce Memet Ali Alabora’yı arayıp ‘Lütfen bunu yayınlamayın’ diye konuştum. Yayınlanmayan bir bildirinin suç unsuru olarak görülmesine anlam veremiyorum.”

Ayşe Barım’ın avukatı Deniz Ketenci’nin savunması ise kamuoyunda tepki çekti. Kentenci’nin “Ayşe Barım ünlüleri defalarca arayarak sadece menajerlik görevini yapıyor. Gezi Parkı olayları daha önce planlanan bir olaydı. Ayşe, nasıl planlamış olabilir,” ifadeleri, Gezi’nin kriminalize edilmesi şeklinde yorumlandı. TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Ketenci’nin savunması sırasında salonu terk etti.

Duruşmada Barım’ın tutukluluk halinin devamına karar verilirken dava 1 Ekim’e ertelendi. Mahkeme, oyuncular Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Mehmet Günsür, Dolunay Soysert, Nejat İşler, Nehir Erdoğan, Hümeyra Adak, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Şükran Ovalı, Zafer Algöz’ün ve gazeteci Enver Aysever’in tanık olarak zorla getirilmesine karar verdi. 

Barım’ın avukatı Deniz Ketenci karar sonrası Çağlayan’da İstanbul Adliyesi önünde yaptığı açıklamada müvekkilinin ‘cezaevinde kalmasının ciddi bir sağlık riski taşıdığını’ söyledi. Ketenci “Ayşe’nin içeride kalması, hayati anlamda ciddi risk taşıyor. Kalp pili takılması gerekiyor. Doktorlar, durumun kalp nakline kadar gidebileceğini söylüyor” dedi.