Şu An Okunan
29,9 km: Bendine Sığmayan Şehrin Videoları

29,9 km: Bendine Sığmayan Şehrin Videoları

Sprey boyalarla duvarlara dert anlatanlar, sil baştan inşa edilen mahalleler, kaya midyeleri, “solastalji” adı verilen çevresel kaygı, avlar ve avcılar… İstanbul üzerine çalışan akademisyenlerin buluştuğu Bendine Sığmayan İstanbul konferansına eşlik eden ‘29,9 km’ videolarına göz atıyoruz.

Kent öteden beri sosyal bilimlerin radarında. Sosyal bilimler kâh kente kocaman bir laboratuvar gibi yaklaşıyor, kâh tıpkı insanlar, yollar, binalar, hanlar, hamamlar, hayvanlar ve bitkiler gibi kendini kentin unsurlarından biri sayıyor. İstanbul, hem ölüsüyle dirisiyle toplam nüfusuna bakıldığında dünyanın en kalabalık kentlerinden biri olduğu için, hem de tarihi boyunca “tatlı huzur”un da, beşerî ve coğrafi felaketlerin de beşiği olduğu için sosyal bilimlerin üzerine en çok eğildiği kentlerden. Her şeyden önce bir aciliyetler denizi, hem toplumsal hareketler hem akademi hangi yangına koşacağını şaşıyor. İstanbul’un durumu The Clash’in kulaklarda en çok yer eden şarkılarından London Calling’deki Londra tarifini hatırlatıyor: “Buzul çağı geliyor, güneş yaklaşıyor / makineler duruyor, buğday cılız büyüyor / nükleer bir kaza, korkmuyorum asla / Londra batıyor, evim nehrin kenarında.”

İşte bu ahval ve şerait altında İstanbul üzerine çalışan akademisyenler Nisan ayında büyük bir hamle yaptı ve 8-11 Nisan 2021 tarihleri arasında İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ve Pera Müzesi ortaklığıyla ‘Bendine Sığmayan İstanbul: Kente Çevresel Yaklaşımlar’ (Istanbul Unbound: Environmental Approaches to the City) başlıklı bir çevrimiçi konferans düzenlendi. Açılış konuşmasını Anna Tsing yaptı; Amerikalı antropolog en son, akademisyenlerle sanatçıların işbirliğinin kıymetli sonuçlarından biri olan Feral Atlas projesinde yer almıştı. Tsing konuşmasında vahşi kapitalizm hız kesmezse dünyanın Covid-19 pandemisi benzeri pek çok salgın görebileceğinin de altını çizdi. Kapanışı yapan tarihçi Cemal Kafadar İstanbul’un köklerine indiği konuşmasında çizer Cem Dinlenmiş’le ortak hazırladıkları, İstanbul’un kurucularından, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde adı sıkça geçen Yanko Bin Madyan hakkındaki çizgi romanın müjdesini verdi. Konferansı kaçıranlar için konuşmaların kayıtları İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün YouTube kanalına yüklendi, ayrıca isteyenlerin hâlâ ziyaret edebileceği Discord kanalında bütün konuşmalara dair tartışmalar ve yayınevlerinin Bendine Sığmayan İstanbul için hazırladığı özel seçkiler de mevcut.

Bir Akademi-Video Ortaklığı

Geçen yüzyıl başından bu yana sayısı gittikçe artan İstanbul resimleri, çizimleri, fotoğrafları ve filmlerinden oluşan imgeler arşivi, İstanbul hakkında yazılanları çoktan solladı. Akademi geleneksel olarak işin yazı tarafında kalsa da Bendine Sığmayan İstanbul bir istisna yaparak bazı tebliğleri birbuçuk kolektifi eliyle videoya dönüştürme yoluna gitti. Böylece ortaya, İstanbul boğazının uzunluğuna atıfta bulunan ‘29,9 km’ başlığı altında, yaklaşık beşer dakikalık on adet akademik seyirlik çıktı. Videolar halihazırda Pera Müzesi’nin YouTube kanalında yayında. Konferansın bileşenlerinden birbuçuk, ekoloji ve sanat çalışmaları alanlarındaki temasın artması için çalışan bir kolektif. Böylece on tebliğ programda birer konuşma değil, kısa video olarak yer aldı. Konferansın örgütleyicilerinden ve bu kolektifin üyelerinden Yasemin Ülgen bu tebliğleri neye göre seçtiklerini şöyle anlatıyor: “birbuçuk’un video programına davet ettiğimiz katılımcılardan bazıları yaratıcı alanda (üretim anlamında) deneyimli kişilerdi, bazıları ise sundukları içeriklerle dikkatimizi çekti. Bu dikkatimizi çeken içerikler akademik bir sunumdan ziyade video gibi hareketli görüntü mecrasında çok daha yaratıcı bir ifadeyle, daha güçlü anlatılabilirdi. Örneğin Deniz Gündoğan İbrişim’in tebliğ olarak sunmak istediği solastalji kavramını, hareketli görüntüyle belki çok daha ilginç bir biçimde ifade edeceğini düşündük.”

Yasemin Ülgen, birbuçuk olarak farklı alanlardan (bilim, toplumsal hareketler ve sanat) kişileri bir araya getirerek bunların kesişme noktalarını ve diyalog imkânlarını bulmaya çalıştıklarını vurguluyor. Bu niyetle ortaya çıkan ortak üretim fikrinin iki temelini şöyle açıklıyor: “29,9 km video programında fiziksel olarak bir araya gelip bir diyalog kuramasak bile bir video üretimi vesilesiyle farklı alanlardan kişiler tanıştı ya da daha önce tanışık olan ancak böyle bir video çalışması yapmamış olan kişiler, ortak üretimi ve bilgi paylaşımını deneyimlediler. Bu bir araya geliş bizim için işin en kıymetli kısmı. Farklı bilgi ve deneyimlerin ortak başka bir paydada dönüşmesini ve bu dönüşüm sürecindeki mikro anlatılara vesile olmak istiyoruz. Bir diğer sebep seçtiğimiz kişilerin bazılarının yaratıcı alanda üretimde bulunması, bazılarınınsa video gibi bir mecrada şimdiye kadar hiç çalışmamış olması. Yapacakları video için belirledikleri ihtiyaca göre de ekiplerini genişleterek işbirliği yaptılar. Tüm bu süreç pandemi sebebiyle online gerçekleşti. Bu koşul aynı zamanda farklı şehir ve hatta farklı ülkelerden kişilerin de ekran karşısında bir araya gelerek çalışmasını sağladı.”

Fikirtepe: İstanbul Kentleşme Tarihinde Bir Kara Leke

29,9 km adlı video programı seçkisi içindeki Rantİstanbul Tarlabaşı’nın ve insanlarının maruz kaldığı kentsel dönüşümün on yıllık seyrini takip ediyor. Müzik grubu Siya Siyabend’den Devrim CK’nın videosu, semtin tam arada kaldığı, evler boşaltılıp dışına kafesler çekilmişken sprey boyalarla içeri sızanların duvarlara dert anlattığı dönemin kaydını tutuyor. 2012-2021 arasında çekilmiş görüntülerden oluşan, Alper Şen’in kurguladığı videoda aynı zamanda Beyoğlu’nun ses coğrafyasında büyük bir yere sahip Siya Siyabend de şarkı söylüyor.

Fikirtepe: İstanbul Kentleşme Tarihinde Bir Kara Leke hikâyeyi Neolitik döneme tarihlenen Fikirtepe Höyüğü’nden başlatıp semtin 2010’ların sonunda maruz kaldığı şiddetli kentsel dönüşümü fotoğraflarla anlatıyor. Bir mahallenin birdenbire sil baştan inşa edilmesiyle, yaşadıkça ilmek ilmek kurulması arasındaki fark üzerine düşündüren film, semt mücadelesi yürüten Yenifikirder Derneği’nin devreye girmesiyle biraz olsun umut veren bir final yapıyor.

Balıkların İstanbul’u

“Bu Bir Çizgi Değildir”: İstanbul’un Kıyı Çizgisi Ekotonu Üzerine Bir Kartografi İstanbul’un sürekli değişen kıyı çizgisinin izini sürüyor. Calx ruderalis subsp. Istanbulensis ise ilişkiye tersinden bakarak çevrenin insan eliyle müdahaleye karşı verdiği tepkiyi Prens Adaları’ndaki taşlar üzerinden anlatıyor. Su Çizgisi, dünya denizlerinde dolaşan devasa ticaret gemilerinin kaya midyelerini dünyanın bir ucundan alıp diğer ucuna -istemsizce- götürmesini şiirsel bir dille göz önüne seriyor. Deniz Küstü: Beykoz’da Solastalji ve Ekolojik Keder çoğunluğun mustarip olduğu ama adını bilmediği bir derde ışık tutuyor: “Avustralyalı filozof Glenn Albrecht tarafından 2005 yılında türetilen solastalji, Antroposen çağında tetiklenen çevresel kaygıya anlam vermeyi amaçlayan yeni bir kavram.”1 Balıkların İstanbul’u Boğaz’ın balık bereketi üzerine İstanbullu balıkçılarla söyleşiyor. Akışa Karşı, Akıntıyla Beraber “İstanbul’un insan olmayan sakinlerini temsilen domuzların, yaşam alanlarının tahribine rağmen boğazı geçerek kentte varlığını sürdürme çabasını bir direniş olarak görmek mümkün müdür?”2 sorusunu soruyor. Merhamet İstanbul’un çeperlerindeki av ve avcı ilişkisine eleştirel bir yaklaşım getiren video serisinin ilk filmi; “Plastik” alt başlığını taşıyor. Mizantropi: Kartalın İstanbul’u İstanbul’u mesken tutsa da insanları hiç sevmeyen ve her zaman onlardan uzak duran şah kartalın hikâyesine odaklanıyor.

İstanbul’un on yıllardır biriken imge ve ses arşivi, sosyal bilimlerin bendini aşması için kaçmayacak bir fırsat.

Programda ayrıca Almanya yapımı orta metraj bir kent filmi, Natura Urbana-Berlin’in Boş Arazileri de (2017) yer aldı. Fakat filmin Türkçe altyazılı hali sadece program boyunca izlenebildi. Organizasyon komitesinden Mehmet Kentel ekibin çok sevdiği ve ilham aldığı coğrafyacı Matthew Gandy’in bu filmini programa İstanbul üzerine çalışmayan akademisyenleri de davet etmeyi istedikleri için dahil ettiklerini söyledi. Natura Urbana, savaş sonrasında bitki bilimcilerin Berlin kent sınırları içinde kalan bitkilere odaklanınca nasıl büyülendiklerini anlatıyor. Ayrıca Berlin’deki “Brachen” adıyla anılan başıboş alanlara Berlinlilerin nasıl sahip çıktığını göstererek umut da tazeleyen bir botanik romantik film. Bendine Sığmayan İstanbul’un bir özelliği de Discord kanalı sayesinde dinleyicilerin de etkin şekilde sohbete dahil olabilmesiydi. Mesela Aslı Odman Berlin üzerine yapılan bu filmin bir benzerini İstanbul’da hayata geçiren Kerem Ozan Bayraktar’ın ‘Sokak Otları’ işini hatırlattı.

29,9 km seçkisi akademi-video sanatı ortaklığına daha fazla ihtiyaç olduğunu imliyor. Yine de belgeselden farklı bir estetik anlayışına sahip bu videoların daha fazla insan sesine ihtiyacı var. Bu bakımdan solastalji ve ekolojik kederi Beykoz sakinlerinin sözleriyle anlatmak isabetli bir karar. Ayrıca İstanbul’un on yıllardır biriken imge ve ses arşivi, sosyal bilimlerin bendini aşması için kaçmayacak bir fırsat. Sahnenin iki farklı ucundan birbirine yaklaşan iki disiplin yeni bir dil oluşuyor. Akademinin mesafeli yaklaşımıyla, videonun daha dolaysız ve teklifsiz tavrının kesişimi, önümüzdeki yıllarda daha da heyecan verici bir hal alacak belli ki.


NOTLAR
1 Bendine Sığmayan İstanbul: Kente Çevresel Yaklaşımlar (2021): 147
2 Bendine Sığmayan İstanbul: Kente Çevresel Yaklaşımlar (2021): 151