Şu An Okunan
Yeni Sinema Yasasının Yönetmelikleri

Yeni Sinema Yasasının Yönetmelikleri

1 Temmuz 2019 itibarıyla yürürlüğe giren yeni sinema yasasıyla ilgili yönetmelikler Ekim ayında yayınlandı. Yeni düzenlemeler kimi olumlu değişiklikler içerse de sektördeki yapısal sorunlara çözüm olup olamayacakları belirsiz.

2018 yılının sonbaharında, anaakım yapımcılarla, sinema salonlarının büyük bölümünü elinde bulunduran CGV Mars arasında, bilet fiyatları ve gişe gelirlerinin paylaşım oranlarına dair yaşanan ihtilaf gün yüzüne çıkmıştı. Bu, sektörde yıllardır mevcut olan sinema yasasında değişiklik yapılması beklentisini hızla ülkenin ve hükümetin gündemine taşımış ve değişiklik tasarısı 18 Ocak 2019’da mecliste görüşülerek yasalaşmıştı. Kanunun, özellikle sinema filmlerinin sınıflandırılması ve sinema salonlarında bilet satışı, promosyon uygulamaları, reklam süreleri ile ilgili değişiklik maddelerinin 1 Temmuz 2019’da uygulanmaya başlanmasına rağmen, yasayla ilgili yönetmelikler bir türlü yayımlanmamıştı. Öyle ki, geçtiğimiz Nisan ayında, yapım desteği alan pek çok proje sahibi, ilgili yönetmelik hazırlanmadığı için, Sinema Genel Müdürlüğü’yle sözleşme imzalayamıyor, filmlerin prodüksiyon aşamasını bir türlü başlatamıyordu. Beklenen yönetmelikler, nihayet geçtiğimiz Ekim ayında Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılmasına dair yönetmelik, sinema salonlarında gösterilen reklam ve fragman sürelerinin düzenlenmesi, gişe verilerinin sağlıklı şekilde toplanması için ortak yazılıma geçilmesi ve sinema biletlerindeki indirim kategorilerinin detaylı şekilde belirlenmesi gibi olumlu düzenlemeler içeriyor. Ancak, filmlerin kayıt tescil ve sınıflandırılma sürecindeki devlet bürokrasisi ağırlığı, hem alt kurullar, hem de üst kurul düzeyinde aynı şekilde korunuyor. Her ne kadar sınıflandırmada yaş kategorileri çeşitlendirilse de, değerlendirme kurullarının bir filmin ticari gösterimine engel olma, yani filmi sansürleme yetkisi aynı şekilde devam ediyor.

Yönetmelikte, film festivallerinde 2015’te Bakur filminin İstanbul Film Festivali’ndeki gösterimine engel olunması sonrası başlayan eser işletme belgesi krizini çözmeye yönelik bir madde de var. Buna göre, kayıt tescili henüz gerçekleşmemiş filmler, festival, özel gösterim ve benzeri kültürel ve sanatsal etkinliklerde 18+ yaş işareti ile gösterilebilecek. Bu madde, bir ara çözüm sağlasa da, kayıt tescil sürecine girmeyecek pek çok bağımsız filmin festivallerde 18 yaş altı izleyicilerle buluşmasını sınırlandırma ihtimali yüksek. Yönetmelikteki bir diğer sorun, sinema filmlerinin vizyon tarihinden 5 ay geçmeden ücretli yayın yapan TV ve platformlarda, 6 ay geçmeden de ücretsiz yayın yapan TV ve platformlarda yayınlanmasını yasaklayan maddesi. Gösterim alternatiflerinin hızla çeşitlendiği ve platformlar arası gösterim sürelerinin hızla kısaldığı günümüz şartlarında, bu sürelerin sektör bileşenleri tarafından değil, yasayla belirleniyor olması, yine katı bir uygulama olarak dikkat çekiyor.

Sinema sektöründeki destekleri ve film çekim izinleri ile ortak yapımları düzenleyen yönetmeliklerin de, benzer şekilde, kimi olumlu değişiklikler içerseler de, sektördeki yapısal sorunlara çözüm olup olamayacakları oldukça belirsiz. Destek kategorilerinin artması, özellikle ortak yapım desteği ve yerli film gösterim desteği kategorilerinin eklenmesi ve değerlendirme kurullarının sayısının artması, olumlu gelişmeler olarak göze çarpıyor. Ancak, kurullarda bakanlık tarafından belirlenen üye oranının artırılmış olması, yeni eklenen dizi film ile yabancı film destek kategorilerinin nasıl uygulanacağı, ayrı bütçelerinin olup olmayacağı gibi konular muğlaklığını koruyor. Özellikle, tamamen ticari dinamiklerle, büyük ölçüde televizyon kanalları tarafından finanse edilen dizi filmlere Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden destek verilecek olması, sektörde bağımsız film yapımcılarının tepkisini çekiyor. Bunun yanında, Türkiye’den bir yapımcının, küçük ortak olduğu bir proje için destek başvurusunda bulunabilecek olması, yeni yasa ve yönetmelikteki en olumlu değişikliklerden biri. Buna göre, Türkiye’den yapım şirketleri, küçük ortak oldukları uluslararası ortak yapımlar için, kendi paylarının %50’sine kadar Kültür Bakanlığı’na destek başvurusunda bulunabilecek.

Desteklerin kullanımına dair Ocak ayındaki kanunla getirilen en büyük değişikliklerden biri, destek kategorilerinin tümünün “geri ödemesiz” hâle getirilmesi, yani “hibe” statüsüne çevrilmesiydi. Ancak, pek çok destek kategorisinde, destek alan yönetmen ya da yapım şirketinin destek tutarına karşılık 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da belirtilen teminat ve kefalet gösterme şartları, yeni yönetmelikte de aynı şekilde korunmuş durumda. Özellikle finansal açıdan güçlü olmayan bağımsız yapımcıların ve ilk filmlerini çekecek yönetmenlerin, teminat ve kefalet konularıyla ilgili sözleşme sürecinde yaşadıkları sıkıntılar, yeni yönetmelikte de devam edecek gibi gözüküyor.