Şu An Okunan
‘Sinematik Ganimet’e Karşı

‘Sinematik Ganimet’e Karşı

88 Suriyeli sinemacı, yıkıma uğratılmış ve halkları yerinden edilmiş Suriye şehirlerinin rejim kontrolünde film çekimleri için kullanılmasını kınayan bir bildiriye imza attı. Metinde, ancak Suriye rejimi ve rejime bağlı milislerin müsaadesiyle erişilebilmekte olan yerleri film seti hâline getiren sinemacılar da eleştiriliyor.  

Çeviri: Büşra Uyar
Görsel: Saed Al Batal’ın Still Recording adlı filminden

Rejim tarafından tahrip edilmiş ve yerinden edilmiş Suriye şehirlerine ait evleri ve mahalleleri, iktidar tarafından desteklenen ve teşvik edilen filmlerde mekân olarak kullanmak gün geçtikçe daha yaygın hale geliyor.

Askeri otoritenin izin vermesinin ardından, yine onların kontrol ettiği mahalleler, hanenin kutsallığını, mahallelinin hayatını ve anılarını yok eden bombaları görmezden gelen sinemacıların seti hâline geldi. Onlar bu korkunç yıkımın, ölümlerin ve göçlerin karşısında durmak yerine sessizliğe bürünmek ve “tarafsız” kalmak konusunda kararlılar.

Sinemacılar için kanıksanmış bir arka plan hâline gelmiş tüm bu tahribat; yıkılan kasaba ve şehirler, okul ve hastaneler yalnızca savaş suçlarının işlendiği, savaşın onarılmaz izlerini bıraktığı yerler değildir. Bu yerler aynı zamanda zorla yerinden edilen ve geri dönmesi her şekilde engellenen bir halka, insanlığa karşı işlenen suçun canlı kanıtlarıdır. Son zamanlarda “Yeniden Yapılanma ve Şehir Planlama Süreci” olarak adlandırılan yasayla korunan bu suç, şüphesiz ki halka ve şehirlere karşı işlenen suçların izlerini ve oluşan yeni gerçekliğin temellerini ortadan kaldırmanın çabasıdır. Oysa bu süreç hak sahiplerinin evlerini, hayatlarını, anılarını, geri dönmeye dair umutlarını, hayallerini ve vatandaşlık haklarını çalmayı amaçlayan bir soygun girişimidir.

Rejim kontrolündeki Suriye’de arkadaşlarımız ve yoldaşlarımız, halkımızın anılarını ve hayatlarını koruyabilmek adına mücadele ediyor. İsimleri bilinmeyebilir, sesleri duyulmayabilir; ancak onlar hâlâ kameralarını kullanmaya ve olan biteni belgelemeye devam ediyor. Onların, şehirlerin harabatını “sinematik ganimet” olarak görenlere karşı duruşu; suçluları masum ve serbest kılan utanç verici kültürel normalleşmeyi karşısına alan büyük bir haysiyet göstergesidir.

Biz, sinema ve görsel yapımlarda çalışan Suriyeli kadın ve erkekler olarak, öz saygımız ve mesleğimiz gereğince; haysiyet, özgürlük ve düzgün bir yaşam talep etmek dışında bir hatası olmayan insanların hayatını kaybetmesine ya da zorla göç ettirilmesine sebep olan ve bu suçun kanıtı hâlini alan enkaz ve moloz yığını hâldeki evlerin, rejim destekli filmlerin duygusuz setleri hâline dönüştürülmesini reddediyoruz. Bu taraflı anlatıların hikâyelerimizi, anılarımızı, umutlarımızı çarpıtmasına, manipüle etmesine izin veremeyiz. Harap edilmiş şehirler ve beldeler; zorla göç etmeye zorlanmış insanlar asla umutsuz gözyaşları dökmedi ve dökmeyecek. Bunlar, adalet yerini buluncaya ve suçlular mahkûm edilinceye dek muhafaza edeceğimiz ve anlatacağımız hikâyenin önemli bir parçasıdır.

Kültürün bağımsızlığı ve sanatın özerkliği; katillerin anlatılmasına “izin verdiği” gerçeklere değinerek, özgürlükleri ve onurları için her şeyi göze alan halkın fedakârlığını ve mücadelesini göz ardı ederek kazanılmaz. Bu nedenle halkına ve anılara saygı duymayan, onları manipüle eden; insanına ve insanlığa karşı suç işleyenlerle işbirliği yapan, haksızlıkla ve acıyla kavrulan toprakları taraflı filmleri için yağmalayan belgesel ya da kurmaca filmleri kınıyoruz.

Kaynak: Bidayyat

Metni imzalayanlar: