| Genel, pano, seyir

Kapısı Sokağa Açılan Sinema Salonları Açılıyor Mu?

“Sinema salonları 1 Temmuz’da açılıyor” deniyor. Peki salgın sürecinde devletten ciddi anlamda bir destek görmeyen, açtıkları kampanyalarla ayakta durmaya çalışan bağımsız sinemalar için bu ne anlama geliyor? İzmir, Kars ve İstanbul’un ‘kapısı sokağa açılan’ sinemalarına bağlandık. 

Hazırlayan: Ekrem Buğra Büte, Sezen Kutup, Fırat Yücel

COVID-19 pandemisine bağlı önlemler çerçevesinde 17 Mart’tan beri kapalı durumda bulunan sinema salonlarına yönelik yasak 1 Temmuz itibarıyla kalkıyor. Ancak yasak kalksa da sinema işletmelerinin salonları açmaya ne zaman başlayacağı, başladıktan sonra alınacak önlemler ve bunların işletmelere ekonomik yükleri gibi konular belirsizliğini korumakta. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından yayınlanan bir genelgeyle kültür ve sanat işletmelerinin “kontrollü normalleşme” döneminde alması gereken önlemler sıralansa da işletmelere ulaştırılan bu önlem paketinin uygulamada nasıl sonuçlar vereceğini zaman gösterecek.

Diğer yandan salgın sürecinde kapalı kalan ve henüz devlet bazında ciddi bir destek almamış olan bağımsız sinema salonlarının hâlihazırdaki sorunları pandemi sürecinin ekonomik yükleriyle iyice akut hâle gelmiş durumda. “Yeni normal” ve “kontrollü normalleşme” gibi ifadelerle anılan önümüzdeki dönemde sinemaları nelerin beklediğini Türkiye’nin önde gelen bağımsız sinema salonlarının temsilcilerine sorduk. 23 Haziran akşamı yayınlanan kontrollü normalleşme genelgesinden bir süre önce ilettiğimiz sorularımızı Beyoğlu Sineması’ndan Utku Ögetürk, Kadıköy Sineması’ndan Funda Kocadağ, İzmir Karaca Sineması’ndan Serdar Arslan ve Kars Şehir Sineması’ndan Doğan Alibeyoğlu yanıtladılar. Yakın zamanda giderlerinin çok yüksek olması sebebiyle kapanacağını duyurup, destek mesajları üzerine yola devam etme kararı alan, İzmir’in 1970’den beri açık kalmayı başarmış semt sineması, Karaca Sineması ile başlıyoruz.

Serdar Arslan (Karaca Sineması, İzmir)

Bildiğiniz gibi İçişleri Bakanlığının aldığı kararlar doğrultusunda 17 Mart 2020’den beri kapalı bulunmaktayız. 1 Temmuz itibariyle açılmayı planlıyoruz. Diğer sinemalar gibi uzun süre kapalı kalmanın verdiği birtakım endişeler bizde de oldu. Bu süreçte sevgili seyircilerimize nasıl sağlıklı gösterimler sunabiliriz, nasıl hazırlıklar yapmalıyız, bu işin finans yönünü nasıl idare edeceğiz şeklinde planlamalarımız oldu. Bu süreçte çalışanlarımız kısa çalışma ödeneğinden faydalandırılmıştır. Bildiğiniz gibi bizler sinemalar olarak %10 eğlence vergisine tabiyiz. Bu vergi normal şartlarda bile bizleri zorlamaktaydı. Ancak aldığımız duyumlar, Kültür Bakanlığının bu konuda çalışmalarının olduğu ve birtakım iyileştirmelerin yapılacağı yönünde. Biz de bu müjdeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

“Seyircilerimizden isteğimiz İzmir’de AVM dışında kalan tek semt sinemasına gelerek, film izleyerek destek olmalarıdır.”

Karaca Sineması olarak biz çalışmalarımıza başladık. Hazırlıklar kapsamında öncelikli olarak klima ve havalandırma sistemlerimiz standartlar doğrultusunda teknik bakımdan geçirilmiştir. Yüzde yüz dış havalandırmayla çalışmaktadır. Bu bağlamda klimalarımızın taze hava filtreleri değiştirilip iç ve dış ünitelerinin COVID-19 virüs tedbirlerine uygun bir şekilde bakımının yapılması sağlanmıştır. Salonlarımızın koltukları Bursa’dan gelen ekiple tamamen yenilenmektedir. Boya, badana ve genel temizlik işlerimiz başlamıştır. Açılışa yakın ve belli dönemlerde belediyemiz tarafından salonlarımızın ve sinemamızın dezenfenksiyonu sağlanacaktır. Tuvaletlerde eskiden olduğu gibi tuvalet kâğıdı ve kâğıt havlu kullanımına devam edilecektir. Gişe, kafe ve belli yerlere el dezenfektanı yerleştirilecektir. Sosyal mesafe, maske ve hijyen konusunda Sağlık Bakanlığından sağlanan uyarı, afiş ve broşürler kullanılacaktır. Amacımız seyircilerimizin güvenli bir ortamda, keyifle sinema izlemelerini sağlamak. Yine teknik anlamda cihazlarımız, dijital film makinalarımız ve ses sistemlerimiz de İstanbul’dan gelecek ekiple film gösterimine hazırlanmaktadır. Önümüzdeki hafta teknik servis sinemamızda olacaktır.

Bu süreçte tabii ki finansal olarak etkilendiğimiz bir gerçek. Özel gösterim ve etkinliklerimiz el verdiğince sağlıklı bir şekilde yürütülmeye çalışılacaktır. Özellikle bu dönemde açılmadan önce İzmir Büyükşehir Belediye başkanımız sayın Tunç Soyer ve kültür ekibine bize vermiş oldukları desteklerden dolayı minnettarız. Sinemaların yeniden açılmasıyla birlikte hem gerekli önlemlerin alınması hem de bağımsız sinema salonlarının desteklenmesi adına seyircilerimize önemli rol düşmektedir. Salonlarımıza gelecek olan seyircilerimizin en güvenli şekilde huzur ve sağlıkla film izlemelerini sağlamak bizlerin en büyük isteği. Bunu yerine getirmek için elimizden gelen çabayı ve emeği her zamanki gibi göstermeye hazırız. Seyircilerimizden isteğimiz İzmir’de AVM dışında kalan tek semt sinemasına gelerek, film izleyerek destek olmalarıdır. Bu süreçte gişede gelen seyircilerimizin ateşleri ölçülerek ve mutlaka maskeyle sinemaya girmeleri istenecektir. Keyifli bir sezon olması dileğimizdir.

 

Funda Kocadağ (Kadıköy Sineması, İstanbul)

Kadıköy Sineması, İstanbul’un en son kalan, orijinalliği hiç bozulmamış, yapıldığı yıllarda mimarisiyle yurtdışından, İtalya’dan, mimari tasarım ödülü almış bir bağımsız sinema salonu. Kapısı sokağa açılan diye tabir ettiğimiz. Tabii 17 Mart’ta sinemaların, tiyatroların kapanmasıyla birlikte Türkiye’deki tüm salonlar gibi biz de çok sıkıntılı bir sürece girmiş bulunuyoruz. Bu arada devletten bir fon almadık. Kendimiz bir koltuk destek kampanyası yaptık. Çok ilgi gördü. Çok başarılıydı ve birkaç gün içinde de tamamlandı. Destek kampanyası şöyleydi: koltuklara isim verdik. Kimisi ölmüş bir aile bireyine, kimisi bir arkadaşına hediye, kimisi kendi adına, kimisi doğmamış çocuğuna isim hakkı aldı. Koltukların arkasında yazacak olan bu isimler uzun yıllar salonlarda yaşayacak ve sahipleri açısından da çok hoş bir anı teşkil edecek. Ayrıca, Başka Sinema’nın BluTV ile yaptığı anlaşma sonucu bizlere de aktarılan bir miktar var; fakat bu çok çok sembolik, çok küçük bir miktar olarak kaldı.

“Kadıköy Sineması çok büyük bir salon, çok yüksek tavanlı. Havalandırmamızın çıkışı terasın üstündedir; dışarıdan temiz hava alır ve temiz havayı kullanır.” 

Bildiğiniz üzere, 1 Temmuz’da sinemaların açılacağına dair bir genelge geldi. Bununla ilgili Kadıköy Sineması açısından çok şanslı olduğumuzu söyleyebilirim. Şöyle ki bizim salonumuzun üstü tamamen terastır, yani bina değildir. Havalandırmamızın çıkışı terasın üstündedir ve her zaman, sadece bu dönemde değil, dışarıdan temiz hava alır ve temiz havayı kullanır. Onun dışında biz zaten pandemi sebebiyle kapanmadan bir süre önce salonun kapasitesini üçte bire düşürmüştük. Yarı yarıya da olsa üçte bir de olsa epeyce bir seyirci oluyor. Çünkü Kadıköy Sineması çok büyük bir salon, çok yüksek tavanlı; hacim olarak da içerideki hava hacmi olarak da çok geniş. Onun dışında girişte her yerde olduğu gibi ateş ölçme, el dezenfektanı olacak; salon, koltuklar, fuayeyi, tuvaletler sık sık dezenfekte edilecek.

Bu arada sinema salonlarının haklı bir sitemi var, onu da buradan aktarmış olayım. Yeni normalleşme sürecinde işte uçaklardan, otobüslerden, toplu taşıtlardan, lokantalardan, kafelerden gelen görüntüler oluyor. Maskeli ya da maskesiz çok yakın oturum görüyoruz birçok yerde. Sinema salon sahiplerinin de “buralarda virüs bulaşmıyor da sinema-tiyatro salonlarında mı bulaşıyor bu virüs” gibi haklı sitemleri var.

Kadıköy Sineması olarak bizim film gösterimleri dışında etkinliklerimiz, eğitim programlarımız oluyordu ve bunları sosyal medyadan duyuruyoruz. Bunlar aynen devam ediyor olacak açılıştan sonra da. Sosyal medya kanallarından bunları öğrenebilir izleyicilerimiz. Yeni normalleşme sürecinde herkes üstüne düşen görevi özenli ve dikkatli bir şekilde yaparsa -açılan kurumlar olsun, oraya ziyarete gelen kişiler olsun- daha sağlıklı ilerleyeceğini düşünüyorum.

Kadıköy Sineması butik bir sinema ve bir aile işletmesi. Ailenin tüm fertleri olarak da her zaman oradayız. Kendimiz için ne kadar özenli ve dikkatliysek seyircilerimizin de bu ortamda film izlemesini sağlıyoruz her zaman. Bizim beklentimiz de seyircilerimizin çok dikkatle, hijyen kurallarına uymaları.

 

Doğan Alibeyoğlu (Şehir Sineması, Kars)

17 Mart’tan bu yana sinema salonları kapalı. Bu süreç, bizim gibi küçük işletmeler için çok büyük bir olumsuzluk yarattı. Devletimizden herhangi bir destek alamadık. 1 Temmuz itibariyle de salonumuzu açmayı düşünmüyoruz. Açsak bile önlem alarak, sosyal mesafe aralığında ancak kullanabiliriz ve bu da maliyetleri arttırır. Zaten geçen yıl sinema sektöründe bir kaos yaşadık. Peşine de pandemi darbesini vurdu. Yeni bir düzenlemeyle sinema salonlarına destek bekliyoruz.

“1 Temmuz itibarıyla salonumuzu açmayı düşünmüyoruz. Açsak bile ancak önlem alarak, sosyal mesafe aralığında kullanabiliriz ve bu da maliyetleri arttırır.”

 

Utku Ögetürk (Beyoğlu Sineması, İstanbul)

Öncelikle şunu söylemek isterim ki biz Beyoğlu Sineması olarak 1 Temmuz tarihinde Beyoğlu Sineması’nı açmayı düşünmüyoruz. Bunun tabii ki hem maddi hem de manevi tarafları var. Beyoğlu Sineması pandemi sebebiyle kapılarını hükümet karar vermeden önce kapatan ilk -yanlış da bilmiyorsam tek- sinema salonu. Burada hem seyircimize hem de sinema yöneticilerimize, hem de tabii ki kendimize ve ailelerimize karşı bir sorumluluğumuz vardı. Sinemayı açarken de açıkçası bunu gözetmek istiyoruz ve sinema salonlarının insan sağlığı açısından bir tehlike oluşturup oluşturmadığını; diğer sinema salonları açıldıktan sonra onları gözlemlemeyi düşünüyoruz. Onlar da açmazsa biz kendi gözlemlerimizi kendi sinema salonumuzda yapmaya özen göstereceğiz.

Tabii ki burada en önemli konu hijyenin nasıl sağlanması gerektiği. Havalandırmalarımızı elden geçiriyoruz, bir temizlik firmasıyla anlaştık. Hem salonun düzenli olarak temizlenmesi hem de gerekli hijyen malzemelerinin her daim her koşulda salonda bulunmasıyla ilgili olarak.

“Bizim amacımız bağımsız filmleri herhangi bir ticari kaygı gütmeden, ‘Ya bu filmi gösterdiğimizde çok az seyirci gelirse’ demeden gösterebilmek.”

Fongogo’da ‘Sayenizde’ isimli bir kampanya başlattık. Gerçekten çok büyük, güzel bir ilgi görüyoruz gerek sektörden, gerek sinemaseverlerden. Beyoğlu Sineması, bir sinema salonu olmasının yanı sıra bir toplumsal hafıza noktası ve Türkiye’de sinemayı geliştirmekle ilgili bir misyonu olması gereken bir sinema salonu. 1989 projesi bu fikirle çıktı aslında. Bu konu üzerine çalışmalarımızı sürdürüyorduk zaten. Lakin bir anda pandemi patlayınca, 1989’un ilk ayağı olan Sinema Gazetesi’ni, e-posta üzerinden bülten olarak göndermeyi tercih ettik. Bu, bugün Beyoğlu Sineması kapalıyken sadece sinema emekçilerimizin masraflarını karşılayabilmek, onların maaşlarını ödeyebilmek için yaptığımız bir uygulama gibi gözükse de -ki evet böyledir, bunları karşılıyoruz- aslında Beyoğlu Sineması’nın geleceği. Dünyadaki örneklerine bakacak olursak zaten bağımsız sinema salonlarının ya da bağımsız film merkezlerinin, sinemateklerin bu şekilde ayakta kaldığını görüyoruz. Bizim amacımız bağımsız filmleri herhangi bir ticari kaygı gütmeden, “Ya bu filmi gösterdiğimizde çok az seyirci gelirse, Beyoğlu Sineması’nın giderlerini nasıl karşılayacağız?” demeden gösterebilmek. Kendi seminerlerini düzenleyen, fuaye konuşmaları yapan, Türkiye’nin dört bir yanına, online mecralar aracılığıyla ulaşabilen bir sinema kulübü olduğu zaman hem Beyoğlu Sineması’nın geleceği bence kurtulmuş olacak hem de aynı zamanda Beyoğlu Sineması sadece film gösteren bir mekân olmaktan çıkacak ve bir kültür sanat merkezine, kendi sinemacılarını yetiştiren ve insanların daha büyük keyifle buluştuğu, daha çok şey öğrendiği bir yere dönüşecek. Sinema sektörünü oluşturan birçok kişi ve kurumla da birlikte hareket etmeye çalışıyoruz. Seminerleri birlikte düzenliyoruz, fikir alışverişini birlikte yapıyoruz.

Başka Sinema’nın BluTV ile yaptığı çalışmanın maddi olarak sinema salonlarına çok ciddi bir katkısı olduğunu düşünemeyiz ama Başka Sinema’nın zaten Beyoğlu Sineması’na verdiği çok büyük bir katkı var: Programımızı birlikte yapıyoruz, onlar hazırlıyor, filmleri onlar getiriyor, en iyi filmleri bizle buluşturmaya devam ediyorlar.

Tabii ki bağımsız sinema salonlarının desteklenmesi için seyirciye büyük pay düşüyor ama Koronavirüsü hepimizi bazı yeni gerçeklerle yüzleştirdi ve hayatımız çok uzunca bir süre, belki de hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. O yüzden bu destek, illa filmlere gelerek olmayabilir. Bazen kampanyalarla, bazen sosyal medya paylaşımlarıyla da olabilir. Bence sinema seyircisine, salonlara gitmelisiniz, filmleri orada izlemelisiniz gibi bir yük yüklememeliyiz.

Kültür Bakanlığının sinema destek fonuna başvurmuştuk daha önceden. Onaylanmıştı fakat henüz destekle ilgili bir geri dönüş, ne zaman başlayacağı, ödemelerin ne zaman yapılacağı vs. gibi bir bilgi almadık. Bunu biz de internetten takip ettik. Türkiye’deki bağımsız birçok sinema salonu gibi bizim de söz konusu destekte ismimiz vardı ama hangi filmlerin gösterilmesi karşılığında olacağı vs. gibi bilgiler henüz gelmediği gibi, bir sözleşme de gelmedi o yüzden bu şu anda beklemede olan bir süreç. Ama salgın sürecinde herhangi bir destek aldınız mı diye soracak olursanız, hayır herhangi bir destek almadık ya da az önce bahsettiğim, aslında çok uzun zaman önce çıkan destekle ilgili bir avans, bir ön ödeme ya da bize destek olunmasıyla ilgili herhangi bir geri dönüş almadık.

Comments are closed.