| pano

YTÜ Sinema Kulübü Sansürü Anlatıyor

Yıldız Teknik Üniversitesi yönetimi, sinema kulübünün Sinemada Cinsiyet ve Kimlik Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlemeyi planladığı film gösterimlerini “eşcinsellik kırmızı çizgimizdir” ve “öğrencileri sapıklaştırıyorsunuz” gibi gerekçeler göstererek yasakladı. Öğrencilerin aktardığına göre üniversitenin buna benzer uygulamaları uzun bir süredir devam ediyor. YTÜ Sinema Kulübü üyeleri okulda yaşananları anlatıyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi ülkenin en köklü okullarından biri. YTÜ Sinema Kulübü ise 31 yıldır bu kurum içerisinde yaşamaya çalışan bir topluluk. Fakat son yıllarda muhtemelen hiç karşılaşmadığı dayatmalar, engeller ve sansürlerle karşılaştı. Ülkenin siyasetinde ne olursa, bu toplumun her kesimine yansıyor artık. Son zamanlarda çıkan her demeç, günlük yaşantımızı da şekillendirir oldu. Otorite sahipleri de bu demeçleri anında uygulama konusunda çok hevesliler ve siyasi baskının arttığı her dönemde, sinema kulübü de anlam veremediği engellerle karşılaştı, karşılaşıyor. Okulların açılmasıyla birlikte yeni yasaklar da bizi ilk günden sevinçle karşıladı. Bu kadar hızlı bir giriş beklemediğimizi belirtmek isteriz. Son yıllarda denk geldiğimiz sansürlerin birkaçına göz atacak olursak:

2017-2018 döneminde yönetmen Emin Alper’i okula davet etmemiz üzerine almak istediğimiz izinler verilmedi. Alper, Günümüz Türkiye Sineması konulu haftamıza söyleşi için katılacaktı. Yasağın gerekçesi ise barış bildirisini imzalayan akademisyenlerden biri olmasıydı. Emin Alper hâlihazırda devlete bağlı bir üniversite olan İTÜ’de akademisyen olmasına rağmen keyfi bir şekilde okula alınmadı.

>> Her sene en az 7-8 afişimizde sıkıntı yaşarız. 2017’de tasarımcı arkadaşımızın François Ozon’un bir film posterini yorumladığı afişte yan yana bir kadın ve bir erkek varken, bunlar iki erkek olarak algılandı ve tabii ki afişlerin asılmasına izin verilmedi. Aynı sene başka bir haftamızda, Çek Yeni Dalgası afişimizde detay olarak yer alan kilisenin üzerindeki haç sembolünün kaldırılmasını arzu ettiler. Çünkü biliyorsunuz, haç “düşmanlarımızı” temsil ediyordu, özellikle de o dönemde.

>> Nisan 2019’da kulübümüzün düzenlediği Video-röportaj Atöyesi’ne çağrılan Fatih Pınar’dan söyleşide hiçbir siyasi açıklama yapmayacağına dair taahhütname istendi. Bir kulüp üyesinin kefil olmasıyla etkinliği gerçekleştirebildik.

>> Eylül 2019’da Sinemada Cinsiyet ve Kimlik Haftası kapsamında yapmayı planladığımız gösterimlere, daha önce de LGBTİ+ bireylerin bulunduğu filmler gösterdiğimiz ve öğrencileri “sapıklaştırdığımız” için, “eşcinsellik kırmızı çizgimizdir” denilerek, izin verilmedi.

>> Yine 2019’un Eylül ayında David Lynch’in iki filmi Mulholland Çıkmazı (Mulholland Dr., 2001) ve Mavi Kadife’nin (Blue Velvet, 1986) gösterimine izin verilmedi. Gerekçe cinsellik ve şiddeti estetize etmek.

 

 

Comments are closed.